İçeriğe geç
Bayburt Haberim

Gündeme sade, anlaşılır bir bakış

Kavram Rehberi

Kıskançlık ile imrenme aynı şey değil: yön farkı

İki duygu da aynı manzaraya bakarken doğuyor ama biri kişiye, diğeri nesneye yöneliyor. Bu ince kayma her şeyi değiştiriyor.

Mertan Soyer 3 dk okuma

Birinin sahip olduğu bir şeye baktığınızda içinizde bir hareket olur. Bu hareketin adını koymak kolay değildir. Bazen içiniz daralır, bazen içinizde bir istek uyanır. İki his de aynı manzaraya bakarken doğar ama farklı yerlere götürür. Birinin adı kıskançlık, diğerininki imrenmedir ve aralarındaki fark, düşünüldüğünden çok daha belirleyicidir.

İki duygunun yönü

İmrenme yukarıya bakar. Karşınızdaki kişinin elindeki şeyi istersiniz. İstek nesneye yöneliktir: o iş, o beceri, o rahatlık, o hayat düzeni. Kişinin kendisiyle bir sorununuz yoktur; hatta çoğu zaman onu takdir edersiniz.

Kıskançlık ise kişiye döner. Odak, sahip olunan şeyden çıkıp sahibine kayar. Artık o şeyi istemekten çok, onun elinde olmasından rahatsız olursunuz. Bu ince kayma, duygunun bütün karakterini değiştirir. İmrenmede "ben de isterim" vardır, kıskançlıkta "onun olmasa" vardır.

Neden birini kabul etmek daha kolay

İnsanlar imrendiklerini rahatlıkla söyler. "Onun sabrına imreniyorum" cümlesi kimseyi rahatsız etmez, hatta bir iltifat gibi durur. Buna karşılık "onu kıskanıyorum" demek zordur, çünkü cümle kişinin kendisi hakkında bir şey söyler.

Bu yüzden kıskançlık çoğu zaman kılık değiştirir. Eleştiri kılığına girer: "aslında o iş göründüğü kadar iyi değil". Küçümseme kılığına girer: "şansı yaver gitti sadece". Kayıtsızlık kılığına girer: "beni ilgilendirmiyor". Bu cümlelerin ortak özelliği, konuyu hâlâ o kişinin etrafında tutmasıdır. Gerçekten ilgilenmeyen biri o cümleleri kurmaz.

Bu kılık değiştirme hali, duyguyu tanımayı zorlaştırır. Kişi kendini kıskanç saymaz; sadece "gerçekçi" olduğunu düşünür. Oysa gerçekçi bir değerlendirme, konuyu bir süre sonra bırakır. Kıskançlık bırakmaz; aynı kişiye tekrar tekrar döner, haberlerini takip eder, gelişmelerini merak eder. Dikkatin nereye takıldığına bakmak, duyguya isim vermenin en dürüst yoludur.

İmrenmenin işe yarar tarafı

İmrenme, kendi isteklerinizi keşfetmenin en hızlı yollarından biridir. Ne istediğini bilmek zordur; ne istemediğini bilmek daha kolaydır. İmrendiğiniz şeye bakmak ise doğrudan bir yön verir.

Kendinize sorabileceğiniz basit bir soru vardır: o kişinin hayatında tam olarak neye imreniyorum? Cevap genellikle sanılandan farklı çıkar. Birinin başarısına imrendiğinizi düşünürsünüz, oysa asıl imrendiğiniz şey onun işiyle kurduğu rahat ilişkidir. Birinin seyahatlerine imrendiğinizi sanırsınız, asıl istediğiniz ise programsız bir hafta sonudur.

Bu soruyu sormadan geçilen imrenme, kendini bir huzursuzluğa çevirir. Sorulduğunda ise bir hedefe dönüşür ve hedefe dönüşen duygu artık rahatsız etmez.

Kıskançlığın kapattığı kapı

Kıskançlığın sorunu ahlaki değil, pratiktir. Kıskandığınız kişiden öğrenemezsiniz. Oysa o kişi, tam olarak sizin istediğiniz şeyi elde etmiş biridir; yani en iyi bilgi kaynağıdır. Kıskançlık bu kaynağı kapatır.

İkinci sorun, kıskançlığın enerjiyi yanlış yere harcamasıdır. Kendi yolunuzu düşünmek yerine karşınızdakinin hikâyesindeki kusurları ararsınız. Bu iş vakit alır ve hiçbir şey üretmez. Aradan bir yıl geçtiğinde o kişi ilerlemiş, sizse aynı yerde durmuş olursunuz.

Yakınlık da bu duyguların şiddetini belirler. Uzaktaki, hiç tanımadığınız birinin başarısı genellikle hiçbir şey hissettirmez. Aynı alanda çalışan, aynı yerden başlamış, yaşça yakın biri söz konusu olduğunda ise duygu keskinleşir. Çünkü karşılaştırma ancak benzer koşullarda anlamlı olur. Kıskançlığın en çok yakın çevrede görülmesinin sebebi kötü niyet değil, ölçünün orada işlemesidir.

Buna bir de görünürlük eklenir. Bugün insanların yalnızca sonuçlarını görüyoruz; süreçleri, denemeleri ve başarısız girişimleri görünmüyor. Eksik bilgiyle yapılan her karşılaştırma, doğal olarak kişinin kendi aleyhine çıkıyor.

Duyguyu çevirmek

Kıskançlığı imrenmeye çevirmenin sade bir yolu vardır: kişiden nesneye dönmek. "O nasıl yaptı" sorusunu sormak. Bu soru kıskançlığı taşıyamaz, çünkü merak ile husumet aynı anda durmaz.

İkinci yol, karşılaştırmayı zaman ekseninde yapmaktır. Karşınızdaki kişinin bugünü ile sizin bugününüzü karşılaştırmak yanıltıcıdır; onun on yılını görmüyorsunuz. Kendi bir yıl öncenizle karşılaştırmak ise gerçek bir bilgi verir.

Son olarak, imrenme her zaman harekete geçmeyi gerektirmez. Bazı şeylere imreniriz ama gerçekten istemeyiz. Birinin çok çalışarak elde ettiği bir şeye imrenip, o çalışmayı istemediğinizi fark etmek de bir cevaptır. Bu fark edildiğinde duygu kendiliğinden söner. Kıskançlık sönmez; ona yalnızca isim vermek ve yönünü çevirmek gerekir.